Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi/Politik Psikoloji Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Güler Kalay, İsveçRusya gerginliği konusunu değerlendirdi.

İsveç’in NATO’ya üyelik konusuyla doğrudan bağlantılı

İsveç savunma Bakanı Carl Oskar Bohlin’in ‘Rusya’nın İsveç ile savaş hazırlığında olabileceğine’ dair ifadelerinin dünya siyasi gündemini yeniden Rusya’ya taşıdığını kaydeden Dr. Güler Kalay, “İsveç’in bu söylemi aslında yeni değil; 2023’ün Nisanı’nda da benzer ifadeler sarf edilmişti. Aslında bu söylemlerin analizinde İsveç’in NATO’ya üyelik konusuyla doğrudan bağlantılı olduğunu göz ardı etmemek gerekir.” dedi.

ABD’nin Danimarka, Finlandiya ve İsveç ile savunma anlaşmaları ne getiriyor?

Kara Cuma'nın ardındaki tehlikeler Kara Cuma'nın ardındaki tehlikeler

Diğer yandan 2023’ün son günlerinde Amerika’nın Kuzey Avrupa ülkeleriyle ikili savunma anlaşmaları yaparak askeri ve diplomatik girişimlerini arttırdığını dile getiren Dr. Güler Kalay, şöyle devam etti:

“ABD’ye Danimarka, Finlandiya ve İsveç’in askeri tesisler, hava savunma üsleri ve limanlara erişimini sağlayacak olan bir dizi anlaşmanın gerekçesini Blinken ve Rasmussen ‘Avrupa – Transatlantik güvenliğini güçlendirmek’ olarak bildirmişler ve bunun uluslararası ilişkilerin gündemdeki meseleleriyle ilişkilendirmişlerdir. 

Geçtiğimiz Aralık ayında ABD, Kuzey Avrupa’daki askeri ve diplomatik faaliyetlerini hızlandırdı ve dönüşümlü olarak Danimarka, Finlandiya ve İsveç ile savunma anlaşmaları imzaladı. Bu, Washington’un üç ülkenin topraklarındaki yaklaşık 35 askeri tesislerine, hava üslerine ve limanlarına erişmesine izin verecek.”

ABD neden NATO’yu atlayarak ikili anlaşmalar imzalamaya karar verdi?

“Bu anlaşmaların özellikleri nelerdir, ABD neden NATO’yu atlayarak imzalamaya karar verdi ve bu anlaşmalar Rusya için ne gibi riskler taşıyor?” sorularına işaret eden Dr. Güler Kalay, “ABD-İsveç Savunma ve İş birliği Anlaşması imzalanırken İsveç Savunma Bakanı Pal Jonson, Ukrayna’ya desteğin sürmesi gerektiğine işaret etmiş, ABD’li Bakan Austin ise İsveç’in NATO üyelik sürecinin hızlandırılması sözünü vermişti. Benzer anlaşma 2021 yılında ABD-Norveç arasında yapıldığını hatırlatmakta fayda var; çünkü Karadeniz’deki senaryonun Baltık’ta tekrarlandığını söyleyebiliriz. Kuzey Avrupa’da artan Washington kontrolü karşısında Moskova’nın Leningrad Askeri Bölgesinde askeri birliklerini arttırdığını görmekteyiz. Geçtiğimiz günlerde Putin’in bu sürecin Mart 2024’e kadar süreceğine dair ifadesi basında yer almıştı.” dedi.

Bu anlaşmaların ekonomik boyutu da dikkate alınmalı

Anlaşmalar ve müzakerelerde aynı zamanda Amerikan ekonomi politikalarını da görmek mümkün olduğunu kaydeden Dr. Güler Kalay, “Washington’un Kuzey Avrupa’da NATO ittifakı kapsamında askeri modernizasyonu sayesinde Amerikan askeri-sanayinin dış ticaret payının genişletilmesi de söz konusu.  Askeri mühimmatların satışı, fiyat belirlenmesi de bu görüşmelerde ele alınmaktadır. Silah alım bedellerine karşılık olarak genellikle ABD menkul kıymetleri ödeme aracı olarak kullanılmaktadır.  Aslında bu da bize şunu göstermektedir; Kuzey Avrupa ülkelerinin -İsveç’in de yakın gelecekte üye olması söz konusuysa- NATO müttefiki olmalarına rağmen Washington’u ikili anlaşmalara iten farklı kaygılar veya beklentiler vardır.” diye konuştu.

Bu durumun altında yatan sebepler…

Politik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi/Politik Psikoloji Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Güler Kalay, bu durumun altında yatan sebepleri şöyle sıraladı:

“Birincisi; Washington’un ortak unsur olan NATO’nun kurumsal etkisindense NATO ülkelerinde Amerikan etkisinin baskın hale gelmesini hedefliyor olabilir. Bu sayede İskandinav NATO ülkeleri karşısında garanti altına alacağı görece askeri üstünlük, olası Pan-Avrupa ortak savunma bloğunun önünü kesilecektir. Ayrıca Kuzey ülkelerinin Rusya ile olası askeri gerginliğinde NATO’yu tümüyle çatışmanın içine çekmekten kaçınılmış olacaktır.

Jeopolitik rekabet Kaliningrad ve Kuzey Kutbu Rus kıyıları üzerine taşındı

İkincisi; ABD, ikili anlaşmalar yoluyla hareket esnekliği kazanırken aynı zamanda NATO’nun kurumsal işleyişinin bürokratik ağırlığının ve olası karşıt görüşlerin önüne de geçmiş oluyor. Bu hareket esnekliği Rusya karşısında Amerikan askeri gücüne hem Baltık Denizi’nde hem de Arktik Bölgesinde avantaj sağlayacaktır. ABD-İsveç arasında imzalanan savunma ve askeri iş birliği anlaşması Baltık Denizi’ndeki İsveç’e ait Gotland Adası’nın stratejik önem kazanmasını sağladı. Gotland Adası’nın Rusya’nın Baltık kıyısındaki bölgesi Kaliningrad’a olan kısa mesafesi – yaklaşık 300 km- dikkate alındığında jeopolitik rekabetin Baltık Denizi’ndeki Kaliningrad ve Kuzey Kutbu Rus kıyıları üzerine taşındığını görmekteyiz.

Jeopolitik rekabet, Arktik'te Rusya’nın elini zayıflatma beklentisi… 

Üçüncüsü; uluslararası deniz ticaretinde Asya-Pasifik’de Makoko Boğazı ve Kuzeyde Arktik güzergâhı karşısında Süveyş Kanalı’nın bilinen stratejik önemi giderek azalmakta. Bu nedenlerle de son dönemlerde Washington’un İskandinav ülkelerine olan artan ilgisi ve ikili zeminde yapılan anlaşmaların askeri yönü Moskova’nın dikkatini çekmektedir. Rekabetin İskandinav bölgesine taşınmasında Rusya’nın Arktik’te askeri üslerin yanı sıra buz kıran sayısı olarak üstünlüğünü zayıflatma beklentisi de önemli bir etken olabilir. Aynı zamanda tüm bunlara bağlı olarak Moskova’nın, Ukrayna özelinde Doğu Avrupa’da askeri gücünü ve motivasyonunu düşürmesi beklenebilir. İsveç makamları tarafından ifade edilen olası Avrupa-Rusya çatışması senaryolarını bu çerçevede okumak gerektiğini düşünüyorum.”

2024 yılında donmuş çatışmalar yeniden gündeme gelecek…

Dr. Güler Kalay, 2024 yılı için öngörülerinin pek iyimser olmadığını dile getirerek, “Öngörülerim; bölgesel çatışmaların daha da tırmanacağı, donmuş çatışmaların yeniden gündeme gelmesi, yeni çatışma ve tehdit alanlarının ortaya çıkacağı yönünde. Gelinen konjonktürde jeopolitik rekabet alanı olarak Arktik önemli ve dış politikada olduğu kadar akademide ilgiyi hak ediyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. 

Editör: Erdal ŞAHAN