Marmara Denizi'nde olası büyük depreme ilişkin bilim dünyasındaki farklı görüşler gündemdeki yerini koruyor. Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, güncel deprem verileri ile Marmara Denizi'nin deniz tabanındaki jeolojik yapısını değerlendirerek dikkat çeken bir senaryoyu gündeme taşıdı.
Bektaş'ın değerlendirmesine göre Marmara Denizi tabanındaki tektonik stresin batıdan doğuya doğru aktarılması mümkün. Bu kapsamda özellikle Adalar-Çınarcık fay zonunun yakından takip edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Marmara Fayı için yeni kırılma modeli
Prof. Dr. Osman Bektaş, Erdik ve Temblor tarafından gerçekleştirilen güncel sismik analizlere atıfta bulunarak Marmara Denizi'nde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin kırılma mekanizmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Deniz tabanındaki morfolojik yapının fayın kırılma davranışını etkileyebileceğini belirten Bektaş, sırt bölgelerinin daha fazla tektonik gerilim biriktirebildiğine dikkat çekti. Bu bölgelerde biriken gerilimin kırılmayı tetikleyebileceği ifade edildi.
Buna karşılık gaz çıkışlarının ve sıcak akışkanların yoğunlaştığı çukur alanların fay üzerinde sürünme davranışını artırabileceği belirtildi. Düşük sürtünmeli bu alanların, sırt bölgelerinde başlayan bir kırılmayı yavaşlatabileceği veya sönümleyebileceği değerlendirildi.
'Marmara Fayı tek seferde kırılacak' varsayımı tartışılıyor
Bektaş, Marmara Fayı'nın tamamının tek seferde kırılarak 7'nin üzerinde büyük bir deprem meydana getireceği yönündeki senaryonun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Marmara Denizi'nin karmaşık deniz tabanı morfolojisine dikkat çeken uzman isim, fay boyunca bulunan sırt ve çukur yapıların kırılmayı bölümlere ayırabilecek doğal engeller oluşturabileceğini belirtti.
Bu nedenle parçalı kırılma senaryosunun bilimsel açıdan daha fazla araştırılması gerektiği ifade edildi. Söz konusu yaklaşım, Marmara'da deprem riskine ilişkin uzun süredir tartışılan tek parça kırılma varsayımına alternatif bir model ortaya koyuyor.
Adalar-Çınarcık hattında stres uyarısı
Prof. Dr. Osman Bektaş'ın değerlendirmesinde özellikle Adalar ve Çınarcık bölgesi öne çıktı. Mikrodeprem hareketleri ve fay içerisindeki gerilim değişimlerinin dikkatle izlenmesi gerektiğine işaret edildi.
Fay üzerindeki hareketliliğin batıdan doğuya doğru ilerleyen bir stres transferiyle bağlantılı olabileceğini belirten Bektaş, doğuya doğru taşınabilecek gerilimin İstanbul ve çevresindeki bölgeler açısından önem taşıdığını vurguladı.
Uzman değerlendirmesine göre Adalar-Çınarcık fay zonundaki sismik hareketliliğin kesintisiz şekilde takip edilmesi, Marmara'nın deprem tehlikesine ilişkin bilimsel modellerin geliştirilmesi açısından kritik önem taşıyor.
Marmara Denizi'ndeki deprem riskinin hangi fay segmentlerinin ne şekilde kırılacağına bağlı olarak farklı sonuçlar doğurabileceği belirtilirken, uzmanların bölgedeki yeni sismik verileri değerlendirmeye devam etmesi bekleniyor.