Siyasette Güç Dengesi: Fatih Erbakan’ın AK Parti Çelişkileri ve Necmettin Erbakan Yolu
Fatih Erbakan ve Yeniden Refah Partisi, son dönem Türk siyasetinde sergilediği tutarsız zigzaglar ve pragmatik adımlarla sıkça eleştirilerin odağında yer alıyor.
AK Parti Söylemleri ve İttifak Çelişkisi
Fatih Erbakan, seçim öncesi süreçlerde "Bu gemiye binmeyeceğiz" ve "AK Parti’nin yanlış politikalarına ortak olmayacağız" gibi sert çıkışlar yapmasına rağmen, genel seçimlerde Cumhur İttifakı saflarına katıldı. Bu hamle sayesinde parlamentoya girerek İstanbul Milletvekili seçildi. Ancak seçim biter bitmez AK Parti iktidarına yönelik eleştirilerinin dozunu tekrar artırdı. Yerel seçimlerde kazanılan belediye başkanlarının zaman içinde partiden istifa etmesi ya da iktidar saflarına geçmesiyle Yeniden Refah Partisi sahada yine yalnız kaldı. Ortada belirgin bir seçim gündemi yokken yapılan sert açıklamalar ise kamuoyunda gündemde kalma çabası olarak değerlendiriliyor.
Necmettin Erbakan İle Fatih Erbakan Arasındaki Fark
Milli Görüş lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 1969 yılında Adalet Partisi’nden veto yediğinde herhangi bir siyasi yapının çatısı altına sığınmak yerine Konya’dan bağımsız aday olarak tek başına yola çıkmış ve tarihi bir zafer kazanmıştı. Fatih Erbakan ise babasının aksine, parlamentoya girebilmek için iktidar partisinin ittifak şemsiyesini ve seçim imkanlarını kullanmayı tercih etti. İki isim arasındaki bu çizgi farkı, "bağımsız mücadele" ile "seçim odaklı pragmatizm" arasındaki tezatı net bir şekilde ortaya koyuyor.
İstanbul Sözleşmesi ve Söylem Karmaşası
Fatih Erbakan her ne kadar İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanuna karşı net bir tutum sergilediğini iddia etse de, iktidar bloğuna sağladığı meşruiyet ve siyasi destekle dolaylı yoldan eleştirdiği politikaların zemin bulmasına imkan tanıdı. Söylemde en sert muhafazakar eleştirileri yöneltip eylemde iktidarın yanında konumlanmak, tabanda ve kamuoyunda güven kaybına yol açan temel tutarsızlıklardan biri olarak öne çıkıyor.