Serra Taşköprü kimdir?

Serra Taşköprü, ad ve soyadı dışında birey olma gayretinde olan bir canlı varlıktır. Benim kim olduğum kişiden kişiye değişecektir. Çünkü her kişide bıraktığım duygu ve düşünce benzerlik gösterse de farklılık arz etmektedir. Kimine göre günahı bol, kimine göre sevabı, kimine göre akıl ve ruh hastası, kimine göre sağlam karakterli ve akıllı, kimine göre sıradan kimine göre sıra dışı gibi. Bunun nedeni de herkese aynı davranamamadır. Çünkü her tür ilişkide ve/veya iletişimde koşullar ve süreçler ile konumlar vs. farklılık arz ettiğinden topluluk içerisinde ya da ikili ilişkilerin hepsinde aynı izi bırakmak mümkün olamayacaktır. Seveni de nefret edeni de bol olan ve linçle de karşılaşmış naçizane bir "insan" var karşınızda. Okuduğum ve okumakta olduğum okullar ile aldığım eğitimlerse sadece aşure olan benim süslemelerimdir. Yoksa hiçbir konum ve unvan kişiye etiketten başka bir şey sağlamaz. Yol açar belki ama yola sağlam devam edilmesini sağlamaz. Örneğin para kazanmak ve para tutmak gibi ya da ünlü olmak ve ünlülüğü taşımak gibi iki farklı durumdur. Benim kısacası kim olduğum değil kimlerin kalbine, beynine ve ruhuna dokunabildiğim önemlidir.

2023 yılının size neler kattığını anlatır mısınız?

2023 yılında maalesef üç tanıdık kayıp yaşadım. Biri kürtaj, diğer ikisi hâlâ tam olarak tespit edilemeyen iki şüpheli ölüm. Babamsa akciğer kanseri oldu. Deprem ve esasen inşaatlar yüzünden nice kayıplar da yaşadık. Toplumsal ve bireysel olarak zor süreçlerden geçtik. Kendimden vazgeçtiğim an oldu. Yaşamanın ve yaşatmanın ne kadar anlamlı olduğunu anladığım noktada tüm organ ve dokularımı bağışladım. Bunu her zaman olumlu örnek olmasam, olamasam da arada insanları olumluluklara teşvik etmek hatta azmettirmek için dile getirme arzusu içerisindeyim. Bugün bağış gerçekleşirse hem varlığımız ölümümüzle devam edecek ve birçok insana hayat vermiş ya da yaşam işlevlerini düzeltmiş olacağız. BAĞIŞ YAP Kİ HEM YAŞA HEM YAŞAT!

Okulum olan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü’nde yüksek öğrenimime af ile döndüm. İstanbul Üniversitesi Felsefe alanında ikinci üniversite olarak öğrenime başladım. ANTİSİSTEMİK AKIM adı altında bir sayfa ürettim ve içeriğe ters psikoloji uygulamasıyla yeni tarz bir mizah mantığıyla özellikle damgalama ve dışlamaya maruz kalmış tüm canlı varlıkların sesi olmak üzere mesleki olarak da ciddi riske girerek kendimi canlı kadavra olarak linçe maruz bırakmış bulunmaktayım ki linç edilmekteyim. Nonconformistpost üretimi yaparak yapılmayanı, yapılamayanı yapma cesareti de göstermiş bulunmaktayım bir hukukçu olan avukat olarak. Bu nasıl avukat dedirterek biz avukatların da birer canlı olduğu noktasında da toplumu ters köşe yapmak hedefinde oldum. 2023’te çocuk “sahibi” olmayı yıllardır reddettiğimden onkolojik durum nedeniyle rahmim de alınarak bu yetimi de kaybetmiş bulunmaktayım. Çocuğu olmayanlar ve rahmi alınanlar sakın üzülmesin çünkü gelecek hiç de çocuklar için güzel gelmeyecek. Biz bindik bir alamete yaklaşıyoruz kıyamete.

“CEM KARACA’NIN GÖZYAŞLARI” “CEM KARACA’NIN GÖZYAŞLARI”

2024 yılı için yaptığınız çalışma planları nelerdir?

2024 yılında teze başlamayı ve dördüncü kitabımı satışa çıkarmayı planlıyorum. Ayrıca hukuki anlamda yapılacak birçok iş de beni beklemektedir. Dördüncü kitabım BENİ “LİNÇ” EDER MİSİNİZ? Sosyal medyada yaşadığım süreçten de ilham alınarak ortaya konacaktır. 2024 Tiyatro sezonunda 3. Kitabım SESSİZ AŞK TERAPİSİ sahneye konacaktır. Bakalım şimdilik ne gibi kötü ve iyi sürprizler beni, bizi beklemektedir bilinmez ancak plan şimdilik bu kadar. 2024’ümüzü kutlar ve bizi bekleyen her güzelliği kabul edip çirkinliği sevgiyle reddederim. Mimoza Global Medya vesilesiyle kurucu Edanur Hanım davetiyle 22 Nisan’da 2023’ün En Başarılı İçerik Üreticisi ve Yazarı olarak da ödül alacağım için onur duyuyorum.

Bir hukukçu ve yazar olarak hukuk ile edebiyat alanında atılmasını istediğiniz adımlar sizce nelerdir?

Hukuk, eşit hakların adil olarak tanınmasıyla pratikte değerli hale gelecektir. Temel sağlam olmadıkça üzerine ne inşa ederseniz edin inşa edilen her şey yıkılmaya mahkumdur. Ülkemizde olmayan eğitimin bir an evvel mültidisipliner olarak Felsefeciler ve Sosyologlar işbirliği ile gerek bireysel gerek toplumsal bazda sağlam bir temel oluşturulmalıdır.  Siyasetin ise bilim olduğu ve bilimsel yönüyle hareket edilmesi gerektiği gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Nicelik güzeldir ancak genelde nicelik değil nitelik sağlar zemin sağlamlığını. Her alanda ve konuda çoğunluğun daimi doğru ve haklı olduğu söylenemez. Azınlıkların ne kadar doğru ve haklı olduğu zaten zaman içinde kendini gösterecek bir gerçek olarak karşımıza çıkacaktır.

Editör: Erdal ŞAHAN