TEKNOSAB: Bir Arsa Projesi Değil, Bursa’nın Sanayi Geleceğine Açılan Kapı

TEKNOSAB’ı bugün geldiği noktadan değerlendirirsek, hikâyenin en önemli bölümünü kaçırırız. Çünkü TEKNOSAB, yalnızca bir organize sanayi bölgesi kurma projesi değil; Bursa’nın sanayi geleceğini yeniden tasarlama vizyonudur.

Bursa zaten güçlü bir sanayi kentiydi. Ancak dünya değişiyor, teknoloji gelişiyor, rekabet koşulları ağırlaşıyordu. Daha yüksek katma değer üreten, teknolojiye dayalı, ihracat gücü yüksek ve ölçek ekonomisini yakalamış yeni bir sanayi modeline ihtiyaç vardı.

İşte TEKNOSAB fikri tam da bu ihtiyaçtan doğdu.

Bu vizyonun ortaya konulmasında BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın önemli bir rolü bulunuyor. Burkay’ın ortaya koyduğu hedef yalnızca sanayiciye arsa sunmak değildi. Amaç; sanayicinin büyüyebileceği, teknoloji yatırımı yapabileceği, üretim kapasitesini artırabileceği, ihracatını geliştirebileceği modern bir sanayi ekosistemi oluşturmaktı.

Ancak böylesine büyük bir proje elbette tek başına bir kişinin başarısıyla açıklanamaz.

TEKNOSAB’ın hayata geçirilmesinde dönemin Bursa Valiliği, Müteşebbis Heyet Başkanlığı, Büyükşehir Belediyesi, ilgili kamu kurumları ve 8 bakanlığın onay ve koordinasyon süreçleri belirleyici oldu. Kamulaştırmadan altyapıya, planlamadan sanayi tahsislerine kadar çok sayıda kamu kurumunun görev aldığı uzun ve zahmetli bir süreç yürütüldü.

Özellikle Müteşebbis Heyeti’nin başkanlığını yürüten Valiliğin kamu koordinasyonu, projenin önünü açan en önemli unsurlardan biriydi.

Dolayısıyla TEKNOSAB ne sadece bir BTSO projesidir ne de yalnızca bir kamu projesidir.

TEKNOSAB, kamu ile özel sektörün ortak aklının ortaya çıkardığı bir sanayi projesidir.

Peki sanayici açısından TEKNOSAB neden önemli?

Çünkü burada sanayiciye yalnızca bir parsel değil; planlı ve modern bir üretim altyapısı sunuluyor. Ulaşım, enerji, doğal gaz, su, atık su, arıtma, fiber altyapı ve lojistik imkânlarıyla sanayicinin gelecekteki büyüme ihtiyacı düşünülüyor.

Asıl hedef de zaten arsa kazancı değil.

Fabrika kurmak, üretmek, istihdam yaratmak, ihracat yapmak ve teknoloji geliştirmek.

TEKNOSAB’ın farkı tam burada ortaya çıkıyor.

Bir sanayi parselinin değerinden çok, o parselin üzerinde yaratılan ekonomik değer önem taşıyor. Çünkü sanayici arsayı bekletmek için değil, yatırım yapmak için alıyor.

Bugün TEKNOSAB’da üretim yapan fabrikalar, devam eden yatırımlar ve oluşan sanayi ekosistemi, yıllar önce ortaya konulan bu vizyonun somut karşılığıdır.

Üstelik hikâye yalnızca büyük sanayi kuruluşlarıyla da sınırlı değil. TEKNOSAB vizyonunun devamında KOBİ’lerin modern üretim alanlarına taşınması, büyük sanayi ile KOBİ’lerin aynı ekosistem içerisinde buluşturulması ve tedarik zincirinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Bu, Bursa için son derece önemli.

Çünkü güçlü bir sanayi şehri yalnızca büyük fabrikalardan oluşmaz. Büyük sanayi ile KOBİ’nin, ana sanayi ile tedarikçinin, üretim ile teknolojinin aynı ekosistemde buluşması gerekir.

TEKNOSAB’ın gerçek anlamı da burada yatıyor.

TEKNOSAB bir arsa projesi değildir.

Bir üretim projesidir.

Bir teknoloji projesidir.

Bir ihracat projesidir.

Ve daha önemlisi, Bursa’nın gelecekte nasıl bir sanayi kenti olacağına ilişkin ortaya konulmuş uzun vadeli bir vizyondur.

Bu nedenle TEKNOSAB’ı tartışırken yalnızca bugünkü rakamlara veya tek tek parsellerin değerine bakmak yerine, projenin başladığı noktadan bugüne kadar geçen sürece bakmak gerekir.

Ortada yıllarca süren planlama, kamulaştırma, kamu koordinasyonu, altyapı yatırımı ve sanayiciyi yatırım yapmaya ikna etme süreci vardır.

Bu süreçte İbrahim Burkay’ın vizyoner yaklaşımının yanında Valiliğin ve Müteşebbis Heyeti’nin kamu koordinasyonu, Büyükşehir Belediyesi'nin katkısı, Bakanlıkların onay ve denetim süreçleri, kamu çalışanlarının emeği ve yatırım yapan sanayicilerin cesareti vardır.

Sonuçta bugün elimizde sadece bir sanayi bölgesi değil, Bursa’nın sanayi geleceğine ilişkin bir model bulunmaktadır.

Bu yüzden TEKNOSAB’a bakarken doğru soru şudur:

“Bu arsa bugün kaç lira ediyor?” değil;

“Bu yatırım Bursa’ya ne kadar üretim, teknoloji, istihdam ve ihracat kazandırıyor?”

Çünkü TEKNOSAB’ın kuruluş felsefesini tek cümleyle anlatmak gerekirse:

Arsa değil üretim; günü kurtarmak değil, Bursa’nın sanayi geleceğini inşa etmek.

TEKNOSAB Tartışması: Rant mı, Yatırım mı? Yoksa Soruların Cevabını Vermeden Yapılan Bir Siyasi Hesaplaşma mı?

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken, TEKNOSAB üzerinden yürütülen tartışmaların giderek sertleştiğini görüyoruz.

Elbette seçim dönemlerinde eleştiri yapılabilir. Hatta yönetimlerin yıllardır yaptıkları bütün çalışmaların sorgulanması, rakamların ortaya konulması ve hesap sorulması demokratik hayatın doğal bir parçasıdır.

Ancak eleştirinin de bir standardı olmalıdır.

“Rant dağıtıldı”, “birilerine peşkeş çekildi”, “çevresine kazandırıldı” gibi son derece ağır ifadeler kullanılıyorsa, bunun karşılığında artık siyasi yorumdan değil, belgeden, rakamdan, isimden ve somut bilgiden söz etmek gerekir.

Çünkü bir taraftan TEKNOSAB’daki maliyetlerin sanayiciyi zorladığı söylenecek, diğer taraftan aynı yapı üzerinden “rant dağıtıldı” denilecekse burada cevaplanması gereken önemli bir soru ortaya çıkar:

Bir yer nasıl aynı anda hem sanayici açısından son derece yüksek maliyetli bir yatırım alanı hem de yatırımcıya olağanüstü rant sağlayan bir yapı olabilir?

Bu iki iddianın aynı anda nasıl doğru olduğu kamuoyuna anlatılmalıdır.

Önce şu çelişkiyi açıklayalım

TEKNOSAB’a yönelik eleştirilerden biri, buradaki altyapı maliyetlerinin ve aidatların sanayiciyi ciddi biçimde zorladığı yönünde.

Eğer bu eleştiri doğruysa, TEKNOSAB yatırımcısı açısından önemli ve tartışılması gereken bir maliyet yükü var demektir.

Peki aynı anda “TEKNOSAB’da rant dağıtıldı” deniliyorsa, şu sorunun cevabı gerekir:

Sanayici yüksek altyapı ve işletme maliyetleriyle karşı karşıyaysa, bu rant tam olarak nerede oluştu ve kime aktarıldı?

Rant deniliyorsa;

  • Hangi parselde oluştu?
  • İlk tahsis bedeli neydi?
  • Bugünkü değer nedir?
  • Aradaki fark hangi mekanizma üzerinden ortaya çıktı?
  • Kim bu farktan yararlandı?
  • Ortada herhangi bir satış, devir veya değer artışı varsa kimler arasında gerçekleşti?
  • Bu işlemler hangi mevzuat kapsamında yapıldı?

Bunlar ortaya konulmadan “rant dağıtıldı” demek, kamuoyunun önüne bir iddia koymaktır; fakat henüz bir cevap değildir.

Daha da önemlisi, TEKNOSAB’daki yatırımcıların yalnızca ilk tahsis bedelini ödemediği gerçeğini de hesaba katmak gerekir.

Yaklaşık dokuz yıllık süreç içerisinde altyapı yatırımları, yollar, enerji, doğal gaz, su, atık su, arıtma, fiber altyapı ve diğer yatırımların maliyetleri bulunmaktadır.

Dolayısıyla bir sanayi parselinin yıllar önceki tahsis bedelini alıp, bugünkü gayrimenkul değerleriyle karşılaştırarak “şu kadar rant oluştu” demek, ekonomik tablonun tamamını anlatmaz.

Çünkü ortada yalnızca bir arsa yoktur.

Ortada yıllar içerisinde yapılan milyarlarca liralık altyapı ve sanayi yatırımı vardır.

Not: TEKNOSAB ile ilgili yüklenci firmalardan kimlerin inşa ettiğine dair her şeyi resmi internet sitesinden inveleyebilrisiniz