KÜLTÜR-SANAT

Barış Manço'nun Bıyık Bırakmasının Gerçek Sebebi Nedir? Sadece İmaj Değilmiş! İşte O Kaza ve Ardındaki Hüzünlü Hikaye

Türk müziğinin efsane ismi Barış Manço, uzun saçları, yüzükleri ve karakteristik bıyığıyla bir neslin hafızasına kazındı. Yıllardır bir "stil tercihi" veya "imaj çalışması" olarak bilinen o meşhur bıyığın ardındaki gerçek ise duyanları derinden etkiliyor. Meğer Barış Manço, bıyığını yakıştırdığı için değil, saklamak zorunda kaldığı derin bir yara izi nedeniyle bırakmış. Peki, Barış Manço bıyığını neden bırakmıştı? İşte usta sanatçının hayatındaki o dönüm noktası.

7'den 77'ye herkesin sevgilisi olan Barış Manço'nun dış görünüşü, sadece bir sanatçı kimliği değil, aynı zamanda bir semboldü. Ancak sanatçının vefatından sonra daha geniş kitlelerce öğrenilen bir detay, o meşhur bıyıkların aslında bir zorunluluktan doğduğunu ortaya çıkardı.

1967 Hollanda Kazası: Hayatını Değiştiren O An

Her şey 1967 yılında başladı. O dönemde "Kaygısızlar" grubuyla çalışan Barış Manço, Hollanda'da oldukça ciddi bir trafik kazası geçirdi. Araçta bulunan sanatçının yüzü, kaza sırasında ağır darbeler aldı ve dudağında derin, kalıcı bir yarık oluştu.

"Bıyığımı Kessem Bütün İzler Çıkar"

Barış Manço, ilerleyen yıllarda verdiği bir röportajda bu durumu şu sözlerle anlatmıştı:

"Fiziksel değişim biraz tesadüfler yardımıyla oldu. 1967'de büyük bir araba kazası geçirdim Hollanda'da. Şimdi bıyığımı kessem, bütün izler altından olduğu gibi çıkar. Bütün suratım boydan boya kesilmişti, kaşımdan çenemin altına kadar. Onu kapatmak için bıyık bıraktım."

İmajı Tamamlayan Parçalar: Uzun Saç ve Püsküller

Bıyığın bir zorunluluk olarak hayatına girmesi, Manço’nun tüm tarzını da etkiledi. Sanatçı, bıyıklarını uzatınca yüz hatlarını dengelemek için saçlarını da uzatmaya karar verdi. Zamanla bu görünüm takım elbiselerle uyumsuz durmaya başlayınca, bugün hepimizin bildiği o püsküllü, otantik ve geniş yakalı kıyafetler Barış Manço’nun vazgeçilmez üniforması haline geldi.

Siyasi Bir Sembol mü?

Barış Manço’nun bıyıklarının şekli nedeniyle zaman zaman siyasi yakıştırmalar yapılsa da, usta sanatçı her zaman bu tarzın tamamen kişisel bir hikayeden ve fiziksel bir ihtiyaçtan doğduğunu vurgulamıştı. O, acı bir hatırayı tüm Türkiye’nin sevdiği bir sembole dönüştürmeyi başaran nadir sanatçılardan biriydi.