Klasik Türk edebiyatının ve tasavvuf düşüncesinin en büyük üstatlarından Şeyh Galip’in kaleme aldığı "Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen" beyti, yüzyıllardır insan varlığının değerini ve eşref-i mahlukat oluşunu hatırlatan en güçlü dizelerden biridir.
Aramalarda sıkça araştırılan "Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen ne demek?", "Şeyh Galip bu şiirinde ne anlatmak istiyor?" sorularının yanıtı, insanın kainatın merkezinde yer alan bir cevher olduğu hakikatine dayanıyor. İşte Divan edebiyatının başyapıtları arasında yer alan bu tarihi terbi'nin tam metni ve günümüz Türkçesiyle açıklaması...
"Hoşça Bak Zâtına Kim Zübde-i Âlemsin Sen" Ne Demek?
Şiirin en bilinen ve edebiyat dünyasında bir özdeyiş haline gelen bu dizesinin kelime kelime anlamı şu şekildedir:
-
Zâtına hoşça bak: Kendine değer ver, kendi değerinin farkında ol, özüne hürmetle ve saygıyla yaklaş.
-
Zübde-i âlem: Kainatın, evrenin ve yaratılmışların özü/özeti.
-
Merdüm-i dîde-i ekvân: Varlıkların ve evrenin göz bebeği.
-
Âdemsin sen: Sen insan evladısın.
Özetle: "Ey insan! Kendine saygıyla ve hürmetle yaklaş; çünkü sen kâinatta yaratılmışların özü, varlık aleminde bütün evrenin göz bebeği olan insansın."
Hoşça Bak Zâtına Şiirinin Günümüz Türkçesiyle Anlamı
Şeyh Galip'in derin tasavvufi ve insanı merkeze alan bakış açısıyla kaleme aldığı şiirin açıklaması şöyledir:
"Ey gönül, neden bu kadar gam ve kederle dolusun? Yıkık, kırık dökük bir halde görünseler de sen aslında içi gizli definelerle dolu bir hazinesin. Sen meleklerin secde etmesi emredilen, kadri ve değeri yüceltilmiş bir varlıksın. Bildiğin gibi değil, yaratılmış her varlıktan çok daha olgun ve ileridesin.
Sen Tanrı’nın sırrısın; Meryem oğlu İsa misali ilahi bir ruh taşıyorsun. Kendine şöyle bir güzelce bak; sen alemin özüsün, yaratılmışların göz bebeği olan insansın.
Gönlündeki sevgi sırlarının deposu, erlik ve yiğitlik ışıklarının kaynağı sensin. Yer de gök de, cennet de cehennem de senin içinde gizlidir. Padişah gibi yaratılmışken yoksul durumuna düşme, ümitsizlik vadisinde yok olup gitme. Kendine hoşça bak ki, varlığının değerini anlayasın."
Hoşça Bak Zâtına Kim Zübde-i Âlemsin Sen Şiirinin Tam Metni
Hoşça Bak Zâtına
Ey dil ey dil niye bu rütbede pür gâmsın sen
Gerçi vîrâne isen genc-i mutalsamsın sen
Secde-fermâ-yi melek zât-ı mükerremsin sen
Bildiğin gibi değil cümleden akvâmsın sen
Rûhsun nefha-i Cibril ile tev’emsin sen
Sırr-ı Hak’sın mesel-i İsi-i Meryem’sin sen
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Merteben ayn-ı müsemmâdadır esmâ sanma
Merciin Hâlik-i eşyâdadır eşyâ sanma
Gördüğün emr-i muhakkakları rü’yâ sanma
Başkasın kendini sûretle heyûla sanma
Keşf ile sâbit olan mâ’niyi dâ’vâ sanma
Hakkına söylenen evsâfı müdârâ sanma
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
İnleyip sırrını fâşeyleme ağyâra sakın
Düşme bilmezlik ile varta-i inkâra sakın
Değmesin âhların kâkül-i dildâra sakın
Sonra Mansûr gibi çıkman olur dâra sakın
Arz-ı acz etmeyesin yâreden ol yâra sakın
Bulduğun cevher-i âlîleri bîçâre sakın
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Sendedir mahzen-i esrâr-ı mahabbet sende
Sendedir mâ’den-i envâr-ı fütüvvet sende
Gizli gizli dahi vardır nice hâlet sende
Ma’rifet sende hüner sende hakiykât sende
Nazar etsen yer ü gök duzâh u cennet sende
Arş u kürsiyy ü melek sendedir sende
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Hayftır şâh iken âlemde gedâ olmayasın
Keder-âlûde-i ümmîd ü recâ olmayasın
Vâdî-i ye’se düşüp hiç ü hebâ olmayasın
Yanılıp rehrev-i sahrâ-yı belâ olmayasın
Âdeme muttasıl ol tâ ki cüdâ olmayasın
Secdeler eyle ki merdûd-i Hüdâ olmayasın
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Merk-i hâtif gibi bu kayd-ı sivâdan güzer et
Erişen hâr u hasa âteş-i aşkı siper et
Dâmenin tutmaya âsâr-ı alâyık hazer et
Şems veş hâhiş-i Munlâ ile azm-i sefer et
Sâf kıl âyineni kâbil-i aks-i suver et
Hele bir cem’-i havâs eyle de Gâlib nazar et
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Şeyh Galib (1757 - 1799)