Şanlıurfa’da yaşanan son sarsıntının ardından gözler uzman isimlerin değerlendirmelerine çevrilirken, Üşümezsoy kritik bir bölgeyi işaret ederek potansiyel tehlikeye dikkat çekti.
Şanlıurfa Karaköprü Depremi Sonrası Fay Hatları Yeniden Gündemde
Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde 24 Eylül 2026 tarihinde meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki deprem, bölgedeki fay hatları üzerindeki stresi yeniden tartışmaya açtı. Yerin 7,4 kilometre derinliğinde gerçekleşen ve çevre illerden de hissedilen sarsıntı sonrası, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki sismik risklere dair geçmiş analizleri hatırlatıldı.
Kahramanmaraş merkezli büyük afetlerin ardından Atatürk Barajı’nın güneyindeki faylara ve Bozova Fayı çevresindeki gerilim değişimlerine değinen Üşümezsoy, bölgedeki hareketliliğin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtmişti. Pazarcık ve Elbistan depremlerinin tetiklediği stres transferine işaret eden uzman değerlendirmeleri, Karaköprü sarsıntısıyla birlikte tekrar önem kazandı.
Pamukkale Fayı İçin 6,5 ile 7 Büyüklüğünde Deprem Potansiyeli
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un son değerlendirmelerinde öne çıkan asıl tehlike hattı ise Ege Bölgesi oldu. Buldan’dan başlayıp Karahayıt ve Pamukkale üzerinden Denizli’ye kadar uzanan fay hattını inceleyen Üşümezsoy, Pamukkale Fayı’nın kırılması durumunda 6,5 ila 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.
Uzmanlar, bu açıklamanın belirli bir tarih veya anlık bir felaket habercisi olmadığını, ancak fay hattının jeolojik kapasitesini gösteren kritik bir risk analizi niteliği taşıdığını ifade ediyor.
Tarihsel Geçmiş ve Tektonik Yapı Tehlikeyi Doğruluyor
Bölgenin tarihsel sismik geçmişine dikkat çeken Üşümezsoy, antik Laodikeia kentinin geçmişte yıkıcı depremlerle yerle bir olduğunu hatırlattı. Pamukkale çevresindeki dünyaca ünlü sıcak su kaynaklarının ve travertenlerin de doğrudan bu tektonik kırık ve fay sistemleriyle bağlantılı olduğuna işaret eden ünlü jeolog; Sivrice, Acıpayam, Yedisu, Silivri-Kumburgaz ve Simav-Sındırgı hatlarındaki risklerin yanında Pamukkale-Denizli aksının da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.





