2025 yılının ilk altı ayında dış ticaret verileri, teknoloji ürünleri ithalatının dış açık üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Ocak-haziran döneminde ihracat yüzde 4,1 artışla 104 milyar dolara yükselirken, ithalat yüzde 7,2’lik artışla 180,9 milyar dolara ulaştı. Böylece sadece altı ayda 12 milyar dolarlık bir ithalat artışı yaşandı. Aynı dönemde ihracat artışı ise 5 milyar dolarda kaldı.
Dış ticaret dengesindeki bu açığın önemli bir kısmı, yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünlerin ithalatından kaynaklandı. Özellikle elektronik, otomotiv, ilaç ve elektrikli cihazlar gibi sektörlerde ithalat artışı dikkat çekerken, yüksek teknoloji ürünlerindeki dış ticaret açığı 11,4 milyar dolara çıktı. Bu rakam, Türkiye’nin bu alandaki ihracatının neredeyse dört katı düzeyinde ithalat yaptığını gösteriyor.
Altın, otomotiv ve elektrikli makineler, ithalat artışının başını çekerken; Çin, İsviçre, Almanya ve Birleşik Arap Emirlikleri ithalattaki artışta öne çıkan ülkeler oldu. Bu dört ülkeden yapılan ithalat artışı, toplam artışın yüzde 70’ini oluşturdu.
İthalat kalemlerine bakıldığında, tüketim malı ithalatındaki artış dikkat çekici. İlk 6 ayda bu alandaki artış yüzde 13,9 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde yatırım mallarında sadece yüzde 2’lik bir artış olurken, hammadde ithalatı yüzde 6,7 arttı. İlk kez tüketim malları ithalatı, yatırım mallarının üzerine çıktı. Ayakkabı ve otomotiv gibi bazı sektörlerde ise dış ticaret dengesi tersine döndü. Özellikle ayakkabı sektörü, 2021’de 500 milyon dolarlık fazla verirken, 2024’te 550 milyon dolarlık açık verdi.
Sanayi ürünleri ihracatında düşük teknolojili ürünler 17,5 milyar dolar fazla verirken, orta-düşük teknoloji ürünlerinde 10,6 milyar dolar, orta-yüksekte 17 milyar dolar, yüksek teknolojide ise 11,4 milyar dolar dış açık verildi. Bu tablo, Türkiye’nin yüksek teknolojiye bağımlılığını net şekilde ortaya koyuyor.
HİT30 ve benzeri teknoloji odaklı yatırımlar bu tabloyu değiştirme yönünde atılmış önemli adımlar arasında yer alıyor. Ancak uzmanlara göre, bu gelişmelerin etkili olabilmesi için düşük enflasyon ve istikrarlı bir sosyoekonomik ortam da şart.