Borsa İstanbul'da (BIST 100) son bir haftadır hakim olan satış ağırlıklı seyir derinleşerek devam ediyor. Gün içinde %3,77 oranında değer kaybeden BIST 100 endeksi, 13 bin 200 puan seviyesinin altına geriledi. Bankacılık, mali ve bilişim endekslerindeki kayıplar %4 ila %5'i aşarken, finansal faktöring şirketlerindeki düşüş %9'u geçti. Böylece borsadaki bir haftalık toplam değer kaybı %10 seviyesine yaklaştı.
Uzmanlar ve ekonomistler, Borsa İstanbul'un küresel piyasalardan negatif ayrışmasına neden olan gelişmeleri küresel ve Türkiye kaynaklı etkenler olarak iki ana başlık altında topluyor.
1. Küresel Etkenler: Jeopolitik Gerilim, Petrol ve Faiz Baskısı
-
Orta Doğu Gerilimi ve Petrol Fiyatları: Kızıldeniz ve Yemen hattında artan jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını yukarı tırmandırması, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin piyasalarını doğrudan olumsuz etkiliyor.
-
Teknoloji ve Yapay Zeka Hisselerindeki Düşüş: ABD piyasalarında yapay zeka yatırımlarının henüz beklenen finansal karşılığı verememesi, başta NASDAQ 100 olmak üzere küresel teknoloji hisselerinde ve çip üreticilerinde küresel bir satış dalgası başlattı.
-
ABD Tahvil Faizlerindeki Yükseliş: ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin %5'e, 30 yıllık faizlerin ise %6'ya yaklaşması, küresel ölçekte proje ve yatırım kredilerinin maliyetini artırarak riskli varlıklardan kaçışı tetikliyor.
2. Türkiye Kaynaklı İç Dinamikler ve Likidite Sorunu
-
Pusula Portföy Krizinin Yayılma Etkisi: Pusula Portföy'ün yükümlülüklerini yerine getiremeyerek temerrüde düşmesi ve şirket yöneticilerine yönelik hukuki süreçler piyasada ciddi bir nakit ihtiyacı yarattı. Nakit sıkışıklığı yaşayan yatırımcıların diğer hisselerini (örneğin BIST 30) satmak zorunda kalması, düşüşü genele yaydı.
-
SPK Düzenlemesi ve Kaldıraç Pozisyonları: Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) fon düzenlemeleri sonrası aşırı değerlenmiş hisselerden çıkışlar hızlandı. Çıkış taleplerini karşılamaya çalışan özellikle kaldıraçlı fonların BIST 30 hisselerinde satışa geçmesi likidite baskısını artırdı.
-
Alternatif Getiriler ve Yüksek TL Faizleri: TL mevduat ve tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi, borsa yatırımları karşısında güçlü bir alternatif oluştururken; Merkez Bankası'nın hızlı bir faiz indirimine gitmeyeceği beklentisi hisse piyasasındaki canlılığı sınırlandırıyor.
-
Yabancı Payının Düşüklüğü: Piyasadaki yabancı yatırımcı derinliğinin az olması nedeniyle yerli fonlar ve kredili pozisyonlardan gelen yoğun satışları karşılayacak uzun vadeli güçlü alıcıların bulunmaması negatif ayrışmayı belirginleştiriyor.
"Sistemik Bir Risk Öngörülmüyor"
GCM Yatırım Başekonomisti Evren Kırıkoğlu, yaşanan değer kayıplarının bireysel yatırımcılar nezdinde zarara yol açsa da bankacılık ve finansal sistem üzerinde kalıcı, sistemik bir krize dönüşmesini beklemediğini ifade etti.
Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ise küresel enerji şoklarının ücret ve fiyatlama davranışları üzerinden enflasyon üzerindeki baskıları daha kalıcı hale getirebileceği uyarısında bulundu.




