İran ile ABD ve İsrail arasında tırmanan gerilim sekizinci gününe girerken, bölgedeki askeri hareketlilik kadar İran’ın nükleer kapasitesi de uluslararası gündemin merkezine oturdu. Özellikle Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesislerde bulunan yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum, olası gelişmeler açısından stratejik bir unsur olarak değerlendiriliyor.

ABD’li yetkililere göre İran’ın elindeki uranyum stokunun akıbeti, yalnızca nükleer program açısından değil, aynı zamanda bölgedeki çatışmanın geleceği açısından da kritik bir rol oynayabilir.

ABD istihbaratı Natanz tesisini yakından izliyor

ABD istihbarat kurumları, İran’ın Natanz nükleer tesisinin altında bulunduğu iddia edilen zenginleştirilmiş uranyum stokuna yeniden ulaşmaya çalışabileceğini öne sürüyor. Gizli raporlara aşina yetkililer, İranlı unsurların tesisteki uranyuma dar bir erişim hattı üzerinden ulaşabilecek teknik kapasiteye sahip olabileceğini değerlendiriyor.

Ancak söz konusu materyalin gaz formunda ve özel silindirlerde depolanması, taşınma sürecinin ne kadar hızlı gerçekleşebileceğine dair belirsizlik yaratıyor. Uzmanlara göre bu tür nükleer materyallerin transferi hem teknik hem de güvenlik açısından son derece karmaşık bir süreç gerektiriyor.

Washington’da kritik senaryolar tartışılıyor

ABD yönetimi, İran’daki nükleer stokların geleceği konusunda farklı senaryoları masada tutuyor. Yetkililer, İran’ın elinde bulunan yüksek zenginleştirilmiş uranyumun yaklaşık 440 kilogram seviyesinde olduğunu değerlendiriyor.

Bu stokun yaklaşık yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum içerdiği belirtiliyor. Uzmanlara göre bu oran, nükleer silah üretimi için gereken yüzde 90 seviyesine oldukça yakın.

Washington’daki güvenlik çevrelerinde iki ana seçenek üzerinde duruluyor:

  • Uranyum stokunun İran’dan tamamen çıkarılması

  • Natanz tesisinde uzman ekipler tarafından zenginleştirme seviyesinin düşürülmesi

Bu seçeneklerin her biri, bölgedeki askeri ve diplomatik dengeleri doğrudan etkileyebilecek adımlar olarak görülüyor.

Özel kuvvet operasyonu ihtimali gündemde

ABD basınında yer alan değerlendirmelere göre, İran’ın nükleer kapasitesini doğrudan hedef alabilecek askeri seçenekler de tartışılıyor. Bu kapsamda özel operasyon birliklerinin devreye girmesi ihtimali üzerinde de duruluyor.

ABD ordusunun kitle imha silahlarına yönelik operasyonlar için özel olarak eğitilmiş birliklerinin uzun süredir hazır beklediği belirtiliyor. Bu tür bir operasyonun hedefinin, nükleer programla bağlantılı materyalleri ve ekipmanları ele geçirmek veya etkisiz hale getirmek olabileceği ifade ediliyor.

UAEA: Nükleer materyal bulunan tesisler zarar görmedi

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın son değerlendirmelerine göre, İsfahan’daki tesislerin yakınında bazı binalarda hasar tespit edildi. Ancak ajans, nükleer materyal depolanan tesislerde doğrudan bir zarar oluşmadığını açıkladı.

Uzmanlara göre bu durum, İran’ın nükleer programına ait kritik materyalin hâlâ kontrol altında olduğu anlamına geliyor.

Bölgesel gerilimde yeni dönemeç

Analistler, İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stokunun yalnızca teknik bir nükleer mesele olmadığını, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini etkileyebilecek stratejik bir koz haline geldiğini belirtiyor.

İsrail İran’ı neden vuruyor?  Bölgesel gerilim derinleşiyor
İsrail İran’ı neden vuruyor? Bölgesel gerilim derinleşiyor
İçeriği Görüntüle

Natanz ve İsfahan’daki gelişmelerin önümüzdeki günlerde hem diplomatik hem de askeri açıdan Orta Doğu’daki krizin yönünü belirleyebilecek kritik başlıklardan biri olmaya devam edeceği değerlendiriliyor.