Köpek balığı etinin tüketilmemesinin ardındaki bilimsel ve hijyenik nedenler, "biyoakümülasyon" adı verilen kritik bir süreçle açıklanmaktadır.
Ağır Metal Birikimi: Civa ve Metilciva Tehdidi
Büyük ve yırtıcı balık türlerinin etindeki en büyük tehlike, cıva ve diğer çevresel kirleticilerin konsantrasyonudur.
-
Kirletici Kaynağı: Maden ve termik santrallerden, sanayi atıklarından çıkan eser miktardaki metilcıva (CH₃Hg⁺) bileşikleri okyanuslara karışır.
-
Biyoakümülasyon: Canlı organizmalar (balıklar), bu toksinleri besin, su veya katı parçacıklar aracılığıyla vücutlarına alır. Bu toksinler, organizma tarafından yeterince hızlı parçalanamadığı veya dışarı atılamadığı için biyolojik dokularda birikir.
-
Biyomagnifikasyon (Besin Zinciri İle Artış): Köpek balıkları, küçük balıkları yiyerek beslenir. Yırtıcı ve etçil balıklar, avlarının vücudundaki birikmiş ağır metalleri de bünyelerine alır. Bu durum, ağır metal konsantrasyonunun misli oranda artmasına neden olur.
Sonuç: Besin zincirinin tepesinde yer alan köpek balığı eti, insan sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilecek yüksek dozda cıva ve envai çeşit ağır metal içerir. Bu nedenle tüketilmesi riskli gıdalar sınıfına girer.
🤢 Hijyenik Nedenler: Koku ve Üre Sorunu
Ağır metal riski dışında, köpek balığı etinin tercih edilmemesinin bir diğer nedeni, etin sahip olduğu doğal yapıdır:
-
Boşaltım Sistemi İşleyişi: Köpek balıklarının boşaltım sistemlerinin işleyişi sebebiyle, etleri yüksek miktarda üre barındırır.
-
Kötü Koku: Bu üre içeriği, etin pişirilmesi veya saklanması sırasında kötü bir koku yaymasına neden olur, bu da eti gastronomik açıdan çekilmez kılar.
Bu iki ana faktör (yüksek ağır metal ve üre kaynaklı kötü koku), köpek balığı etinin besin olarak tüketilmesini neredeyse imkansız hale getirir. Bu ilke, besin zincirinin üst kısımlarında yer alan diğer yırtıcı etçil deniz hayvanları için de geçerlidir.




