Özellikle bir yıl içinde yaklaşık 3.700’ün üzerinde cerrahi işlem gerçekleştirilmesi, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı ve uzun süre gündemi meşgul etti. Ancak bu rakamlar beraberinde bazı yanlış anlaşılmaları ve tartışmaları da getirdi.
Biz de bu yoğun gündemin ardından, işin doğrusunu ve perde arkasını öğrenmek için doğrudan konunun merkezindeki isimle görüştük. Prof. Dr. Nail Kahraman, oluşan algıya açıklık getirmek ve merak edilen tüm sorulara yanıt vermek üzere sorularımızı tek tek yanıtladı.
Ortaya çıkan tablo ise yalnızca sayılardan ibaret değil; yüksek riskli hastalar, düşük mortalite oranları ve güçlü bir ekip başarısının birleşimi… İşte gündem yaratan o başarı hikâyesinin gerçek yüzü…
1. Sizi tanıyarak başlayalım. Bugün geldiğiniz noktayı nasıl tanımlıyorsunuz?
Nail Kahraman:1979 Fethiye doğumluyum. Tıp eğitimimi Atatürk Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra kalp ve damar cerrahisi uzmanlığımı Celal Bayar Üniversitesi’nde aldım. Yaklaşık 25 yıllık hekimlik sürecinin son 5 yılını Bursa Şehir Hastanesi’nde geçirdim.

Bugün geldiğimiz noktayı yalnızca geçen süreyle değil; üstlenilen riskin büyüklüğü yönetilen hasta profili ve elde edilen sonuçların kalitesi
belirliyor.
Benim için başarı; çok ameliyat yapmak değil, en zor hastalarda dahi kabul edilebilir ve düşük mortalite oranlarıyla sonuç alabilmektir.
2. Kamuoyunda çok konuşulan ameliyat sayıları var. Bu rakamlar başarıyı gerçekten yansıtıyor mu?
Ameliyat sayıları tek başına hiçbir şey ifade etmez.
3.766 ameliyat gibi rakamlar, bireysel değil, kliniğin toplam üretimini gösterir. Bu önemli ama asıl mesele şu:👉 O ameliyatların ne kadarı yüksek riskli? Ve sonuçları nasıl?
Bizim kliniğimizde yıllar içinde sadece sayı artmadı;👉 yüksek riskli ve kompleks cerrahi oranı ciddi şekilde yükseldi
Özellikle:
• Aort diseksiyonu
• Aort anevrizması
• Enfektif endokardit
gibi ölüm riski çok yüksek vakaların sayısındaki artış, gerçek gelişimi gösterir.
Bir merkez, zor hastaların yönlendirildiği yer haline gelmişse, bu zaten başlı başına başarıdır.

3. Yüksek riskli cerrahi dediğimizde neyi kastediyoruz?
Yüksek riskli cerrahi; hastanın ameliyat edilmediğinde büyük ihtimalle kaybedileceği, ameliyat edildiğinde ise ciddi komplikasyon riski taşıdığı durumlardır.
Bu grup içinde özellikle:
• Aort diseksiyonları
• Aort anevrizmaları
• Enfektif endokardit
• Redo ameliyatlar
yer alır.

2025 yılında kliniğimizde 252 ileri düzey vaka gerçekleştirildi.
Bu vakaların 101’inde primer cerrah olarak görev aldım Bu 101 vakanın 69’u en yüksek risk grubundaydı
Bu hastaların büyük çoğunluğu:
• Acil
• Hemodinamik olarak instabil
• Şehir dışından sevk edilen
hastalardı.
Bu en zor 69 hastada mortalite oranım %7.2
Bu oran, bu risk grubunda değerlendirildiğinde, başarıyı doğrudan gösteren en önemli veridir.
4. Kendi cerrahi sonuçlarınıza baktığınızda en güçlü gösterge nedir?
Benim için en güçlü gösterge şu: Risk arttıkça sonuçların kontrol altında kalabilmesi
Genel verilerime baktığımızda:
• Toplam mortalite oranı: %2.8
Alt gruplarda:
• Koroner bypass + kapak: %4.3
• Karotis cerrahisi: %2
• Kompleks cerrahi: %8.9
• Aort diseksiyonu/anevrizma: %7.2
Burada önemli olan şu:Bu oranlar, düşük riskli hasta grubuna ait değil.
Tam tersine, ciddi bir kısmı:
• yüksek riskli
• acil
• komplikasyon potansiyeli yüksek
hastalardan oluşuyor.
Bu nedenle bu sonuçlar, sayılardan çok daha anlamlıdır.
5. Komplikasyon oranları açısından nasıl bir tablo var?
Cerrahide başarı sadece mortaliteyle ölçülmez.
Kanama kontrolü Yoğun bakım yönetimi Mekanik destek ihtiyacı
en az mortalite kadar önemlidir.
Benim verilerimde:
• Kanama revizyon oranı: %3.9
• Mekanik destek (IABP + ECMO): %2.9
Bu oranlar, özellikle yüksek riskli hasta grubuna rağmen oldukça düşük seviyededir.
Bu da şunu gösterir: Cerrahi sadece yapılmıyor, süreç doğru yönetiliyor.
6. Sizi diğer cerrahlardan ayıran temel yaklaşım nedir?
Benim yaklaşımım çok net: “Zor hastadan kaçmamak ama riski yönetmek.”
Kolay vakalarda iyi sonuç almak önemli ama gerçek cerrahi kimlik: zor hastada ortaya çıkar.
Benim hasta profilimin önemli bir kısmı:
• başka merkezlerde yüksek riskli bulunmuş
• çoğu zaman son seçenek olarak yönlendirilmiş
hastalardan oluşuyor.
Buna rağmen elde edilen sonuçlar, benim için en büyük referanstır.
7. Günlük çalışma temponuz bu başarıyı nasıl etkiliyor?
Bu iş, standart bir mesaiyle yapılabilecek bir iş değil.
Gün:
• Sabah erken başlar
• Ameliyat, yoğun bakım ve servis arasında geçer
• Akşam hastaneden çıkınca da devam eder
Çünkü kalp cerrahisinde süreç ameliyatla bitmez
Asıl başarı: ameliyat sonrası dönemi doğru yönetmekle gelir
Bu disiplin, sonuçlara doğrudan yansır.
8. Cerrahi karar verirken en kritik nokta nedir?
En kritik nokta: Doğru hastaya doğru kararı verebilmek
Her hastayı ameliyat etmek başarı değildir.
Benim prensibim: “Önce zarar vermemek”
Bu nedenle:
• Gereksiz ameliyat yapmam
• Hastaya fayda sağlamayacak girişimlerden kaçınırım
Ama: Fayda göreceğine inandığım hastada sonuna kadar mücadele ederim
Bu denge, cerrahinin en zor ama en değerli kısmıdır.
9. En zor vakalarda sizi başarıya götüren şey nedir?
Bu vakalarda başarı: teknik beceriden önce karar verme hızıdır
Çünkü:
• Zaman sınırlıdır
• Hasta kritik durumdadır
• Hata payı yoktur
Burada belirleyici olan: deneyim + ekip uyumu + kriz yönetimi
Bu üçü birleştiğinde başarı gelir.
10. Literatüre giren vakalarınızdan bahseder misiniz?
Bazı vakalar sadece tedavi edilmez, aynı zamanda tıbba katkı sağlar.

Özellikle:
• Komplike redo vakalar
• Enfektif endokardit
• MAIVF anevrizması
gibi nadir durumlarda gerçekleştirdiğimiz ameliyatlar bilimsel yayın haline getirildi.
Bu, bir cerrah için en üst düzey başarıdırÇünkü burada sadece hasta değil, bilim kazanır.
11. Türkiye’nin kalp cerrahisindeki yerini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye bu alanda güçlü bir noktada.
Özellikle büyük merkezlerde:
• Teknik altyapı
• Cerrahi deneyim
• Vaka çeşitliliği
çok ileri seviyede.
Artık bazı merkezler sadece hizmet veren değil, yön belirleyen konumdadır.
12. başarıyı tek cümleyle nasıl tanımlarsınız?
Başarı: çok ameliyat yapmak değildir
Başarı: en zor hastayı kaybetmeden ameliyattan çıkarabilmektir
Ve daha da önemlisi: o hastayı sağlıklı şekilde hayatına geri döndürebilmektir
13. Gerçek referans nedir?
Kalp cerrahisinde gerçek referans:
• sayılar değil
• istatistikler değil
sonuçlardır
düşük mortalite kontrol altında komplikasyon yüksek riskte elde edilen başarı
Ve en önemlisi: hayata dönen hastalar
14. Son olarak kliniğinizde gerçekleştirilen toplam 1316 kalp cerrahisi içinde, 490’ını primer cerrah olarak üstlenmeniz, 934 ameliyatta aktif rol almanız ve 26 ex ile %2.8 mortalite oranına ulaşmanız dikkat çekici. Kalp cerrahisinin bir ekip işi olduğunu vurgularken, bu sonuçlara ulaşmada ekip koordinasyonu ile bireysel cerrahi katkınız arasındaki dengeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?”
Kalp cerrahisi her zaman güçlü bir ekip çalışmasının ürünüdür; bu alandaki hiçbir başarı tek bir kişiye atfedilemez. Bununla birlikte, bireysel cerrahi performansın da merak edildiğinin bilinciyle verilerimi şeffaflıkla paylaşmak isterim. Kliniğimizde gerçekleştirilen toplam 1316 kalp cerrahisi operasyonunun 490’ını primer cerrah olarak bizzat gerçekleştirdim. Bunun yanı sıra 934 ameliyatta aktif olarak yer aldım. Bu süreçte toplam 26 ex vakası ile genel mortalite oranım %2.8 olarak gerçekleşmiştir.”




