Türkçede "sağır sultan bile duydu" ifadesi, saklanması imkansız hale gelmiş, ayyuka çıkmış haberler için kullanılır. Bu deyimin kökenine dair en güçlü rivayet, Osmanlı Devleti’nin Mısır eyaletinde görev yapan bir sultanın ya da yüksek rütbeli bir yöneticinin yaşadıklarına dayanmaktadır.
Sağır Sultan Hikayesi: İyilik mi, Strateji mi?
Efsaneye göre, Mısır’da görev yapan bir sultan, halkın dertlerini dinlemek ve onlara yardımcı olmak istiyordu. Ancak bu sultanın fiziksel bir engeli vardı: Gerçekten sağırdı.
Sultan, çevresindeki danışmanların ve memurların halkın taleplerini çarpıtmasından ya da kendisinden bilgi saklamasından çekiniyordu. Bu yüzden sarayın penceresine büyük bir çan astırdığı veya halkın şikayetlerini yazılı olarak doğrudan kendisine ulaştırmasını istediği rivayet edilir.
"Herkes Duydu, Bir O Duymadı"
Hikayenin bir diğer versiyonuna göre ise bu sultan, aslında halkın sesini duymayan, onlara kulak tıkıyan bir yöneticidir. Ülkede yaşanan büyük olaylar, yolsuzluklar veya isyanlar halk arasında o kadar yayılır ki, "en uzaktaki köylü bile duydu, bir tek bizim Sağır Sultan duymadı" ironisi doğar. Zamanla bu sitem dolu ifade, ironik bir biçimde "en sağır olanın bile haberdar olduğu" anlamında bir deyime dönüşür.
Tarihsel Gerçeklik: Sağır Sultan Yaşadı mı?
Tarihi kayıtlarda doğrudan "Sağır Sultan" adıyla anılan tek bir hükümdar bulunmasa da, bu tabirin Osmanlı döneminde halktan kopuk yaşayan veya fiziksel engelleri nedeniyle saray bürokrasisi tarafından manipüle edilen yöneticileri nitelemek için kullanıldığı düşünülmektedir. Özellikle Mısır gibi İstanbul'a uzak ve haberleşmenin güç olduğu bir eyalette, haberlerin geç ulaşması bu efsaneyi beslemiştir.
Deyimin Günümüzdeki Anlamı
Bugün bu deyim;
-
Çoktan yayılmış sırları,
-
Herkesin bildiği gizli kalması gereken konuları,
-
Şaşkınlık verici derecede hızlı yayılan haberleri ifade etmek için kullanılır.




